Hemoroidal hastalık, halk arasında bilinen adıyla basur, makat bölgesinde yer alan damar yastıkçıklarının genişlemesi ve sarkması sonucu ortaya çıkan bir sağlık durumudur. Normalde anal kanal içinde bulunan bu damar yapıları, dışkı kontrolüne yardımcı olan doğal anatomik oluşumlardır. Ancak çeşitli nedenlerle bu damarların basınç altında kalması, zamanla genişlemesine ve şikâyet oluşturmasına yol açabilir.
Toplumda hemoroidal hastalık oldukça yaygındır. Özellikle uzun süre oturarak çalışan bireylerde, kabızlık sorunu yaşayanlarda, gebelik dönemindeki kadınlarda ve ileri yaş grubunda daha sık görülür. Bu durum, hemoroidin yalnızca belirli bir yaşa ya da cinsiyete özgü bir hastalık olmadığını gösterir. Damar yapılarının maruz kaldığı basınç arttıkça hemoroidal hastalık gelişme riski de artar.
Hemoroid kelimesi çoğu zaman yalnızca dışarıdan görülen şişliklerle ilişkilendirilse de, aslında iç hemoroid ve dış hemoroid olmak üzere iki ana tipi vardır. Bu ayrım, belirtilerin farklılaşmasına neden olur. Dolayısıyla hemoroidal hastalık değerlendirilirken yalnızca görünen şişliklere odaklanmak yeterli değildir.
Hemoroidal Hastalık (Basur) Nedir?
Normalde anal bölgede bulunan hemoroidal damar yumağının, belirginleşmesi, şişmesi ve dışarıya doğru sarkması sonucu oluşan rahatsızlığa hemoroidal hastalık olarak isimlendirilir.
Hastalığın yaygın görülmesi ve hastaların “utanma duygusu “ nedeniyle muayeneden kaçınmaları nedeniyle, hasta hekime başvurmadan kaçınır. Bu nedenle tanıda gecikilebilir.Perianal bölge veya rektum kanserinin tanısı gecikebilir.
Hemoroidal Hastalık Neden Oluşur?
Düzensiz barsak alışkanlığı (kronik kabızlık, ishal), uzun süreli ıkınma ve tuvalette uzun süre geçirme, lifli gıdalardan fakir beslenme, az miktarda su içmek, ishal ve şişmanlık, ailevi yatkınlık hastalığın oluşmasını sağlayan faktörlerdir. Gebelik mekanik etki dışında hormonal nedenlerle damar yumağının genişlemesine ve sarkmasına neden olabilmektedir. Uzun süre ayakta duran veya oturanlarda hastalık daha sık görülmektedir.
Hemoroidal Hastalık Hangi Şikayetlere Neden Olur?
Hastalar genellikle belirtilerini kanama, ağrılı kitle, anal bölgede ele gelen şişlikler, huzursuzluk hissi, akıntı ve temizlenme problemi olarak ifade etmektedir. Kanama sıklıkla taze parlak kırmızı renktedir. Ağrısız ve dışkılama esnasında veya sonrasında oluşur. Hastaların bazıları makattaki yumuşak şişliklerden veya memelerden şikayet ederler.
Hemoroidal Hastalık Tanı ve Tedavi Nasıl Olmalıdır?
Hastalığın tanısı fizik muayene ile olur. Fizik muayene de hastaların makat bölgesinin gözle ve ağrılı bir durum yoksa parmakla muayenesi öncelikle yapılmalıdır. Özellikle rektal kanama, peri anal ağrı ve peri anal kitle şikayetleriyle başvuran hastalar kolorektal ve anal kanser, inflamatuar barsak hastalığı açısından değerlendirilmedir. Fleksibl sigmoidoskopi veya kolonoskopi malign hastalıklar veya inflamatuar barsak hastalıklarının ayrıcı tanısında mutlaka kullanılmadır.
Uzman hekim tedavi yöntemlerini, hastaların belirtileri, hastalığın tipine (iç veya dış hemoroidal hastalık), derecesine ve komplikasyonlarına göre karar vermelidir. Hastalık rahatlama tekrarlama ile seyrettiği tedavi süresince unutulmamalıdır.
Tedavi yöntemleri konservatif yöntemler ve girişimsel yöntemde olarak iki kısımda incelenebilir:
- Konservatif tedavi yaklaşımları
- Girişimsel tedaviler
Konsevatif tedavide, yaşamsal alışkanlıklarında ve diyette yapılacak olan değişiklikler tedavinin önemi bir parçasıdır. Konservatif yöntemlerin ana kuralı anal bölgenin hiyjeni, diyetle bol lifli gıda almak ve su tüketmek, yumuşak kıvamda bol dışkılama yapmasıdır.
Hemoroidal hastalıkta, çeşitli kremler ve ilaçlar günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır. Ağızdan alınan ilaçların, hekimin deneyimine göre seçimi önemlidir.
İlaç tedavisi ile sonuç alınamayan ikinci ve üçüncü derece hemoroidlerde ameliyarsız tedaviler kullanılmaktadır. Lastik bant yöntemi ve skleroterapi ameliyatsız hemoroid tedavisi yöntemleridir. Her iki yöntemde poliklinik şartlarında yapılabilmektedir. Genel anestezi ve yatış gerekmeyen yöntemlerdir. Hastalarda işe ara vermeleri gerekmeyen ağrısız işlemlerdir.
Kliniğimizde ameliyatsız hemoroid tedavisinde skleroterapi ( iğne tedavisi ) uygulamaktayız. Bu yöntemde makatta bulunan hemoroid pakelerinin köküne ilaç sıkılmaktadır. Sıkılan bu ilaç damarı büzüştürerek kan dolaşımını azaltmakta ve hemoroid pakesini sönmesine sebep olmaktadır. Üç seans uyguladığımız bu işlem sonrasında şikayetler 2 haftada iyileşmeye başlamakta olup tam iyileşme yaklaşık 2 ay dır. Kaşıntı şikayeti hemoroid tedavisinde en geç iyileşen semptomdur ve iki aydan daha uzun sürebilir.
Cerrahi tedavi diğer yöntemlerin başarısız olduğu hastalarda, büyük eksternal veya evre III-IV hemoroidler de uygulanmalıdır. Ameliyat yöntemleri hastanın klinik durumuna göre seçilmelidir. Klasik cerrahi yöntemler (Milligan Morgan, Ferguson, Parks) ile ameliyatlar sıklıkla uygulanmaktadır. Laser yöntemi de kullanılan yöntemlerdendir.
Başka kliniklerde Laser yöntemi ile hemoroid tedavisi yapılan ve kliniğimize makat daralması ( anal stenoz) ve sfinkter hasarı (gaz yada gayta kaçırma) sorunu ile başvuran hastalar olmaktadır. Bu hastaların revizyon ameliyatları hemoroid ameliyatından daha zor olmaktadır. Bu nedenle lazer ile hemoroid ameliyatını önermemekteyiz. Yine aynı sebeple hemoroid ameliyatlarında enerji cihazlarını kullanılmasını önermemekteyiz.
Kliniğimizde genellikle kapalı hemoroidektomi yöntemi olan ferguson hemoroidektomi kullanılmaktadır. Bu yöntemde fazla hemoroid pakesi eliptik bir insizyonla çıkarılır. Sonra yara devamlı emilebilir bir sütürle kapatılır. Kapatma esnasında kas dokusunun (sfinkter) dikiş hattna alınmaması hem ameliyat sonrası ağrının az olması hemde makat darlığı gelişmemesi açısından önemlidir. Hemorid ile birlikte makat çatlağı olan hastalarda her iki hastalığın aynı seansta tedavi edildiği ameliyat yöntemlerini kullanıyoruz.
Detaylı Bilgi İçeren Videomuzu İzlemek İçin Tıklayın!